Klasikleri niçin okumalı?
Son günlerde çeşitli yerlerde, okur olmak nedir ve iyi bir okur kimdir, konularında konuşmalar yapıyorum, yazılar yazıyorum.
Herkesin iyi okur profili farklıdır, sözü benim için gerçekçi bir saptama değildir. Çünkü okur olmanın bazı koşulları, zevk belirleyici kuralları vardır.
Italo Calvino’nun Klasikleri Niçin Okumalı? kitabı bu konuda nesnel/öznel iki yaklaşımı da bir araya getirmiş. Onun için de önemli bir öneriler toplamı, bir rehber olarak nitelendiriyorum bu kitabı.
Yazımın başlığındaki soruyu sormayan var mıdır? Klâsikleri okumanın gerekçesi her zaman gündeme getirilebilir.
Bir edebi iman tazelemesidir bu. İyi bir okur bilir ki, okuma serüveni içinde, okuma zevkini temellendirmek için mutlaka klasikleri okumalıdır. Çünkü bir çok eserin muhtevasında onların izdüşümü vardır.
Elbette bu sorunun yanıtını Batı edebiyâtı içinde veriyor Calvino. Bu konuda yapacağımız çalışma, bizim klasiklerimizi de içermelidir.
Evrensel bir listede bizim yer almamız konusunda hepimizin kuşkusu vardır; ama kendi edebiyâtımızı öğrenmek için bunu, belki de ulusal sınırlar içinde saptamak zorundayız.
Italo Calvino, Klasikleri Niçin Okumalı? kitabında öylesine ikna edici gerekçeler sunuyor, okumanın gereğine bizi öylesine inandırıyor ki, birçok okur klasikleri tekrar okuma gereksinimi duyacaktır. Genç kuşak ise hemen bunları okumaya başlayacaktır.
Uzun uzadıya sorunun yanıtını ararken yazarın yoğunlaştırılmış on dört yargısını okuyalım:
1. Klasikler, haklarında asla “okuyorum” sözünü değil, genellikle “yeniden okuyorum” sözünü işittiğimiz kitaplardır.
2. Okumuş ve sevmiş olanlar için zenginlik anlamına gelen, ama zevkine varabileceği daha iyi koşullarda ilk kez okuma şansını bulanlar için de o denli zenginlik demek olan kitaplara klasik denir.
3. Klasikler, gerek unutulmazlıklarıyla varlıklarını duyurduklarında, gerek kolektif ya da bireysel bilinçdışı kılığına bürünüp belleğin katmanları arasında gizlendiklerinde, özel bir etki gösteren kitaplardır.
4. Bir klasiği her yeniden okuma, ilk okuma gibi bir keşif okumasıdır.
5. Bir klasiği her ilk okuma, aslında bir yeniden okumadır.
6. Bir klasik, söyleyecekleri asla tükenmeyen bir kitaptır.
7. Klasikler, bizim okumamızdan önceki okumaların izini üzerlerinde taşıyarak ve geçtikleri kültür ya da kültürlerde (ya da daha yalın bir dille, dil ya da görenekte) bıraktıkları izi peşlerinden sürükleyerek bize ulaşan kitaplardır.
8. Bir klâsik, sürekli olarak kendisi hakkında bir eleştirel söylemler bütününü tahrîk eden, ama hep onları silkeleyip üzerinden atan yapıttır.
9. Klasikler, haklarında duyduklarımızla ne kadar bildiğimize inanıyorsak, gerçekten okuduğumuzda o kadar yeni, beklenmedik, benzersiz bulduğumuz kitaplardır.
10. Eski çağların tılsımları gibi, evrenin eşdeğeri biçimini alan bir kitaba klâsik denir.
11. “Senin” klasiğin, kayıtsız kalamayacağın ve onunla bağlantılı olarak, hatta onunla karşıtlık içinde kendini tanımlamanı sağlayan yapıttır.
12. Bir klasik, öteki klasiklerden önce gelen bir kitaptır; ama önce ötekileri, sonra da bu kitabı okuyan kişi, hemen onun soykütüğü içindeki yerini fark eder.
13. Güncelliği arka plandaki gürültü konumuna atma eğilimi gösteren, ama aynı zamanda bu arka plandaki gürültü olmadan yapamayan şey, klasiktir.
14. En uyumsuz güncelliğin egemen olduğu yerde bile, arka plandaki gürültü gibi varlığını sürdüren şey, klasiktir.
Kitap, yazar/şairle ilgili başka kaynaklara, başka kişilerin yargılarına da yer veriyor. Böylece kuşatıcı bir klasik eser tanımlaması çıkıyor ortaya.